| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | take out f. | çıkarmak | ||
|
It is precisely those people that we need to take out of their Learning isolation. Öğrenim izolasyonundan çıkarmamız gerekenler tam da bu insanlardır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | take out f. | çıkmak | ||
|
Tom took out after Mary. Tom, Mary'nin peşinden dışarı çıktı. More Sentences |
||||
| Genel | take out f. | satın almak (sigorta poliçesini) | ||
|
He took out accident insurance. O, kaza sigortası satın aldı. More Sentences |
||||
| Genel | take out f. | çıkarmak | ||
|
It is precisely those people that we need to take out of their Learning isolation. Öğrenim izolasyonundan çıkarmamız gerekenler tam da bu insanlardır. More Sentences |
||||
| Genel | take out f. | dışarıya çıkarmak | ||
|
Anne was handcuffed, taken outside, and placed inside the back of a waiting police car. Anne kelepçelendi, dışarı çıkarıldı ve bekleyen bir polis arabasının arkasına yerleştirildi. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | take out f. | çekmek | ||
|
What should we pay attention to when we take out loans from banks? Bankalardan kredi çekerken nelere dikkat etmeliyiz? More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | take out f. | çıkarmak | ||
|
It is precisely those people that we need to take out of their Learning isolation. Öğrenim izolasyonundan çıkarmamız gerekenler tam da bu insanlardır. More Sentences |
||||
| Teknik | take out f. | sökmek | ||
|
Peter the Great, Czar of Russia, used to take out people's teeth for fun. Rusya Çarı Büyük Petro, eğlenmek için insanların dişlerini sökermiş. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | take out f. | bankadan para çekmek | ||
| Genel | take out f. | takip etmek | ||
| Genel | take out f. | yola çıkmak | ||
| Genel | take out f. | yormak | ||
| Genel | take out f. | içerden çıkartmak | ||
| Genel | take out f. | hareket etmek | ||
| Genel | take out f. | eşlik etmek | ||
| Genel | take out f. | yerinden sökmek | ||
| Genel | take out f. | gezmeye götürmek | ||
| Genel | take out f. | çekip almak | ||
| Genel | take out f. | içinden çıkarmak | ||
| Genel | take out f. | işinden çıkarmak | ||
| Genel | take out f. | hariç bırakmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | take out f. | belli etmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | öldürmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | açığa vurmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | yok etmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | kazanmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | çekip çıkartmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | imha etmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | ortadan kaldırmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | temizlemek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | ödünç almak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | kayıtlı/resmi bir şekilde ödünç almak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | saf dışı bırakmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | etkisiz duruma/hale getirmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | tahrip etmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | harap etmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | kullanılmaz hale getirmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | büyük zarar/hasar vermek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | ciddi hasara uğratmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | devre dışı bırakmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | başka bir şekilde tazmin etmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | başka bir şekilde telafi etmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | başka bir şekilde karşılığını almak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | başka bir şekilde zararını karşılamak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | başka bir şekilde tazminatını almak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | başvurup almak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | başvurup elde etmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | başvurup güvenceye almak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | gezdirmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | (evcil bir hayvanı) dışarı çıkarmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | (evcil bir hayvanı) gezdirmeye çıkarmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | restorandan başka yerde tüketmek üzere paket almak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | restorandan siparişini paket olarak alıp götürmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | paket servis almak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | restorandan paket yiyecek alıp götürüp başka yerde yemek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | kütüphaneden bir şey ödünç almak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | duygularını serbest bırakmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | birini dışarı çıkarmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | dışında saymak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | saymamak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | haricinde tutmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | hariç tutmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | yola koyulmak | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | yola düşmek | ||
| Öbek Fiiller | take out f. | bir belge almak | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | take out f. | (yürüyüşe) çıkartmak | ||